Dünya Bankası Türkiye'nin Büyüme Beklentilerini Revize Etti

Dünya Bankası Türkiye'nin Büyüme Beklentilerini Revize Etti
Dünya Bankası, Türkiye için 2021 yılı GSYH Büyüme tahminini yüzde 5'ten yüzde 8,5'e yükseltirken 2022 yılı için büyüme tahminini yüzde 4,5'ten yüzde 3'e ve 2023 beklentisini yüzde 4,5'ten yüzde 4'e düşürdü.

Dünya Bankası, Avrupa ve Orta Asya bölgesi sonbahar ekonomik görünüm güncellemesinde, 2021’deki güçlü toparlanmanın bölgedeki yükselen ekonomileri canlandırdığını belirtti.

Raporun Türkiye sayfasında kırılganlıkların ön plana çıkarılması dikkat çekti. Türkiye’nin 2002-2017 arasında üst orta gelir grubuna yükselmesinin ardından reform ivmesinin azalmasıyla üretkenliğin düştüğü, büyümenin kredi paketleri ve iç talebe dayalı gerçekleştiği, bunun da kırılganlıkları güçlendirdiği belirtildi. Kırılganlık unsurları ise yüksek özel sektör borcu, kalıcı cari açık, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik olarak sıralandı. Ayrıca Ağustos 2018'den bu yana makro-finansal istikrarsızlık nedeniyle kırılganlık unsurlarının daha da kötüleştiği raporda yer aldı.

Türkiye’nin ekonomik tamponları göreli olarak daha zayıf durumda salgın dönemine girdiği belirtilen raporda, hızla önlemlerin alındığı ancak gevşek para politikası ile kredi genişlemesinin araç olarak kullanıldığı, aşılamanın hızlanmasıyla da kısıtlamaların hızla kaldırılarak adım atıldığı, böylece dış talebin de olmasıyla ihracatın güçlendiği, bunun da ekonominin ikinci çeyrekte çift hane büyüdüğü, istihdamın da kriz öncesine geldiği kaydedildi.

Buna karşılık yüksek dış finansman ihtiyacının kısa vadeli borçla karşılandığı, yüzde 20’lere dayanan bir enflasyon olduğunun altı çizildi. Türkiye’nin reform ihtiyacı ve yabancı yatırımcı güveni kazanmaya ihtiyacının altı çizilirken, küresel yeşil politikaların yüksek karbon salınımı yapan Türkiye sanayisi açısından risk unsuru olduğu raporda yer aldı.

Kısa vadeli görünüm

Kısa vadeli görünüme yönelik ise raporda; Türkiye’nin salgın önlemlerini gevşetmesi, özel sektör yatırımları artışı, dayanıklı tüketim malları üretimi artışı, hizmet sektörünün açılması ile Asya ülkelerinin tedarik zorlukları nedeniyle AB’ye daha fazla ihracat yapma fırsatı bulunmasının çift haneli büyümeye imkan sağladığı anlatıldı.

TL’deki zayıflama ve emtia fiyatlarıyla enflasyonun yükseldiği belirtilen raporda, Merkez Bankası’nın faiz indirerek negatif reel getiriye gelmesi, başkanlarının sık değişmesinin politika belirsizliği yarattığı vurgulandı. Kredi büyümesinin güçlü ancak yavaşlama eğiliminde olduğu, bankacılık karşılık uygulaması nedeniyle takipteki alacakların düşük seyrinin sürdüğü, merkezi yönetim genel açığının GSYH’nin 1,6’sı ile düşük olduğu belirtilen raporda, cari açığın da GSYH’nin yüzde 3,9’u ile olumlu seyirde olduğu kaydedildi.

Net rezervler -21,1

Takas anlaşmaları ve IMF desteği ile rezervin brüt 122 milyar dolara yükseldiği, ancak net rezervlerin hala -21,1 milyar dolar olduğu belirtilen raporda, istihdamın toparlandığı ancak işgücüne katılımın hala zayıf olduğu anlatıldı. Aşılamanın ilk dozda yüzde 86,5’a gelmesine karşılık aşılama oranının düşük olduğu illerin etkisiyle vaka artışının günlük 20 bin, ölümlerin de 250 kişi bandında olduğu kaydedildi.

Dünya Bankası büyüme tahminleri

Dünya Bankası, Türkiye büyüme tahminini 2021 için yüzde 5’ten yüzde 8,5’e yükseltirken, 2022 için yüzde 4’ten yüzde 3,5’e, 2022 için yüzde 4,5’ten yüzde 4’e çekti. Buna gerekçe olarak ise makro finansal riskler, enflasyon, Türkiye’nin ana ihracat pazarlarındaki olası değişiklikler olarak sıralandı. Turizmin etkisiyle cari açığın 2021'de GSYİH'nın yüzde 3'üne düşmesi, genel hükümet açığının 2023’e kadar GSYH’nin yüzde 3,4’üne inmesinin beklendiği kaydedildi.

Olası risklere karşılık, küresel talepteki hızlı toparlanmanın küresel sıkılaştırma riskini dengelediği raporda belirtildi. Buna karşılık risk unsurları, Türkiye’deki gevşek para politikasının yatırımcı güvenini azaltması, oynaklığın artması olarak sıralandı. Bankacılık sektörünün sermaye ve döviz varlığı açısından güçlü olduğu ancak salgında karşılık ayırmaya yönelik gevşek tedbirlerin kaldırılmasıyla bilançolarda baskı oluşabileceği kaydedildi.

Türkiye’de yoksulluğun arttığı ancak kamu hane halkı destekleriyle kötüleşmesinin önlendiği ancak gelecek için desteğe ihtiyacın sürdüğü, kırılgan gruplar için destek verilmesi gerektiği anlatıldı.

Bölge ekonomisi

Raporda bölgenin 2021 ilk yarısındaki büyümesinin şaşırtıcı olduğu belirtilerek, yıl sonu büyüme tahmini yine bölge için yüzde 5,5 olarak güncellendi. Toparlanmanın Avro bölgesindeki canlanma, emtia fiyatlarındaki sert yükseliş ve ihracattaki artış, aşılama ve destek paketleri kaynaklı olduğu kaydedildi. İç talepteki bir daralma ve COVID-19 varyantlarının yayılması ise risk unsuru olarak gösterildi.

Aşıya erişim ve aşı tereddütlerinin belirsizlik unsuru olduğu kaydedilen raporda, ayrıca toparlanmayla beraber yükselen enflasyon, dış finansman koşullarının ani zorlaşması, siyasi ve jeopolitik risklerin kırılganlık yarattığına işaret edildi. Raporda, bölge ülkelerinin “rekabetçi iş ortamı yaratması ve kaynak tahsisinin üretken sektörlere kaydırılması” tavsiyesi yer aldı.

Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Baş Ekonomisti Asli Demirgüç-Kunt şirketler için rekabetçi bir ortamın sağlanmasının önemli olduğuna işaret ederek, “Daha rekabetçi piyasaların ve rekabeti koruyan daha güçlü politikaların olduğu ülkelerde,  daha üretken şirketler için yeniden dağılım daha da fazla olur” dedi.

Üretken olmayan şirketler ve büyük şirketler daha fazla devlet desteği aldı

Raporda yer verilen bilgilere göre bölgede COVID-19 salgında şirketlerin yüzde 50’si herhangi bir devlet desteğinden yararlandı ancak daha az üretken şirketler devlet desteklerinden daha fazla yararlandı. Ayrıca büyük şirketler de küçük şirketlerden daha yüksek oranda destek aldı. Salgın döneminde seçici değil, bütün şirketlere destekleme yapıldı.

Tavsiye: Rekabetçi iş ortamı

Dünya Bankası raporunda, salgında uygulanan devlet desteklerinin kademeli olarak yeniden yapılandırılarak, şirketlerin dayanıklılık ve sürdürülebilirliğini hedefleyen, uzun vadeli ekonomik büyüme için rekabetçi iş ortamı yaratma tavsiyesi verildi.

Rekabetçi iş ortamı çerçevesi

Banka raporunda rekabetçi iş ortamının çerçevesi ise  iflas ve ihtilaf çözüm yollarının güçlendirilmesi, pazara yeni şirket girişinin kolaylaştırılması, finans sektörünün özel sektöre kredilerini artırma kapasitesinin güçlendirilmesi ile kurumsal-yasal yapının güçlendirilmesi olarak çizildi.

Kaynak tahsisinin verimli olabilmesi rekabetçi iş ortamına bağlı

Raporda yer alan “COVID-19 Sonrası Rekabet ve Şirketlerin Toparlanması” başlıklı özel bir analizde, ankete dayalı analiz yayımlandı. Buna göre, salgın şirketler üzerinde farklı farklı etkiler yarattı. Ortak sonuçlara bakıldığında, bütün şirketlerde aylık satış düşüşü ve tam zamanlı çalışan sayısı azalması gözlendi. 2021 Mayıs itibariyle şirketlerin yüzde 25’i gelecek altı ay içinde vadesi dolacak bir yükümlülüğünü yerine getiremeyeceğini beyan etti. Küçük, göreli olarak daha yeni kurulmuş ve kadınların işlettiği işletmeler salgın şokunun ardından hala satışlarında iyileşme sağlayamadı.

Kriz ortamlarında kaynak tahsisinin az üretken yerine daha üretken şirketlere kayması gözlenebilmektedir. Bunun olduğu ülkelerin göreli olarak daha rekabetçi pazarlar olduğu görülmüştür. Raporda “Gerçekten de, kriz öncesi işgücü üretkenliği yüksek olan şirketler satışlarında ve istihdamlarında kriz öncesi işgücü üretkenliği düşük olan şirketlere göre çok daha küçük düşüş kaydetmişlerdir. Ayrıca daha üretken şirketler online ortamlardaki faaliyetlerini ve uzaktan çalışma olanaklarını arttırarak krize daha iyi bir şekilde uyum sağlayabilmişlerdir” bilgisine yer verildi.


''Sitemizdeki reklamlara tıklayarak bize destek olan tüm abonelerimize teşekkürler''

-E-POSTA LİSTEMİZE KAYIT OLUN  Önce siz öğrenin,bir adım önde olun.

0 Yorum

YORUM EKLE