Ekonomiye ilişkin kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüyor

Ekonomiye ilişkin kanun teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüyor

İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, "Devletin içine sızmayı temel amaç edinmiş ve bu uğurda kimliğinden, kişiliğinden, karakterinden taviz vererek içimize sızmış insanları temizlemek gibi çok ağır bir mücadelenin içindeyiz." dedi.


AK Parti Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin maddeleri üzerindeki görüşmeler devam ediyor.

Komisyonun, teklif üzerindeki ikinci toplantısında, terör örgütleriyle mücadele kapsamında kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması, ihracı, rütbelerin geri alınması, mesleğe ilişkin unvanların kullanılmaması gibi ihtiyaç duyulan birtakım tedbirlere ilişkin düzenlemelerin süresinin 31 Temmuz 2021'den itibaren üç yıl uzatılmasını öngören madde üzerinde değerlendirmeler yapıldı.

Teklifin ilk imza sahibi olarak maddeye ilişkin bilgi veren AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yegin, terörle mücadelenin etkin bir şekilde yürütülmesinin devamlılığı açısından söz konusu düzenlemenin, üç yıl daha uzatılmasının öngörüldüğünü anlattı.

İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy ise kanun maddesindeki süre uzatımına yönelik talebi İçişleri Bakanlığı olarak istediklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Şu anda işlemleri devam eden, karar verme aşamasına gelmiş 5 bin 422, idari soruşturmaları da devam eden 8 bin 168 olmak üzere toplam 13 bin 590 personelimizin dosyası var. Bu dosyalarla ilgili idari süreci tamamlayamazsak, eğer süre uzatılmazsa bunlarla ilgili bir disiplin işlemi yapma şansımız kalmayacak. Disiplin işlemi yapabilmemiz için, zaman aşımı süresi suçun işlendiği andan itibaren her halükarda iki yıldır; altı ay içinde soruşturmayı açacaksınız, iki yıl içinde cezayı vereceksiniz. Beş yıl tamamlandığına göre; adli sonuçları beklediğimiz için, yeni bilgi ve belgelere ulaştığımız için, birtakım dijital belgeleri yeni çözümleyebildiğimiz için süreci tamamlayabilme şansımız olmadı. Bu süreci tamamlayabilmek, herhangi bir şekilde FETÖ şüphesi nedeniyle görevden uzaklaştırdığımız, açığa aldığımız elemanlarla ilgili idari işlemleri tamamlayabilmek adına bu sürenin uzatılmasını talep ettik."

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu da 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsü sonrası, herkesin hemen hemen evinde, etrafında, akrabalarında bu tür rahatsızlığı ve sıkıntısı olanların bulunduğunu dile getirdi.

Kuşoğlu, bu sorunun gelecek yıllara kalmaması ve büyük bir travma oluşturmaması gerektiğini söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu ise teklifin bu maddesi üzerinde bir etki analizinin bulunmadığını ve maddenin işe yarayıp yaramadığıyla ilgili açıklamanın yapılmadığını savundu.

CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener de OHAL dönemi yasalarının üç yıl daha uzatılmasının istendiğini öne sürerek, "Kamu görevlilerinin rastgele görevden atılması, 'terör bağlantısı nedeniyle' diyerek işleme tabi tutulması, olması gereken şey değil. Türkiye'nin artık normalleşmesi lazım. Bu uygulamaları yaparken hiç FETÖ'yle, PKK'yla ilgisi olmayan, ömrü terör örgütleriyle mücadeleyle geçmiş pek çok insanı görevinden ettiniz. Binlerce öğretim üyesini, hiç FETÖ'yle, PKK'yla ilgisi yokken üniversiteden attınız mı atmadınız mı?" diye sordu.

- "Hukukun işletilmesi, güvenlik güçlerinin elinin güçlendirilmesi gerekir"


AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ise FETÖ yapılanmasının AK Parti döneminde ortaya çıkmadığını ve bunu da herkesin bildiğini belirtti.

Öztürk, 2011'den itibaren AK Parti hükümetlerinin bunların art niyetlerini açık açık görmeye başladığını, kimsenin cesaret edemediği bir dönemde bunlarla mücadeleye başladığını anlatarak, bazı muhalefet yapılarının da AK Parti'nin karşısında olmak açısından bu yapının yanına geçtiğini vurguladı. Cemal Öztürk, FETÖ ile etkin mücadele için hukukun işletilmesi ve güvenlik güçlerinin elinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da bu konuda yalnızca İçişleri Bakanlığının verilerinin öğrenilebildiğini öne sürdü.

Paylan'ın, "Bir ülkede OHAL dediğiniz şey üç-beş ay sürer, bir yıl, üç yıl sürer. Beş yıl geçmiş, siz, 'Bana beş yıl yetmez, üç yıl daha verin' diyorsunuz. 'Ben Süleyman Soylu olarak bunu talep ediyorum çünkü buna ihtiyacım var. Olağanüstü bir durum yaratmazsam ben İçişleri Bakanlığında kalamam...'. Aynı Netanyahu taktikleri, olağanüstü hal devam edecek ki onun gücü devam etsin" şeklindeki sözleri üzerine, bir süre tartışma yaşandı.

- "Dünyanın en sinsi, en kripto örgütüne karşı mücadele veriyoruz"


Soru ve değerlendirmelere yanıt veren İçişleri Bakan Yardımcısı Ersoy, 15 Temmuz'dan bu yana dünyanın en sinsi, en alçak, en kripto örgütüne karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve milletin varlığını koruma mücadelesi verdiklerini bildirdi.

Ersoy, "Bu mücadelenin özündeki güçlük, dünyanın en kripto örgütü olmasından kaynaklanıyor. Dünyada bugüne kadar uygulama örneği görülmemiş bir isyan ve darbe girişimine karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve demokrasimizi korumaya çalışıyoruz. Haliyle bundan önce uygulanmış, tecrübe sahibi olduğumuz birtakım örnekler elimizde yoktu. Bundan sebeptir ki özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, jandarma ve sahil güvenlikte, kurulduğu günden bu yana kripto yapılanmaya çok özen gösterdiği için bu elemanları elimizle koymuş gibi bulma şansımız yok." diye konuştu.

Bu mücadeleye başladıklarında kendilerine en fazla yardımcı olacak temel kurumlar olan istihbarat birimlerinin, FETÖ'nün elinde olduğuna işaret eden Ersoy, şöyle devam etti:

"Hangi bilgiye güvenerek neye karar vereceğimizi o zaman hazır elimizin altında bulmadık. Her gün yeni bir operasyon yapıyoruz. Önceki gün 200'den fazla silahlı kuvvetler mensubuna operasyon yaptık; bunlar ifade verecekler, bunları değerlendirmek zorundayız. Geçen hafta Kırgızistan sorumlusunu yakaladık, getirdik. Bu adamın söylediği bilgiler, belgeler, hangi kamu görevlisiyle irtibatlıydı, kimdi; yeni bir şey çıkarsa değerlendirmek zorundayız. Onun için hiçbir şekilde kurumsal anlamda yapılmış darbelerle bu meseleyi karıştırmayalım. Devletin içine sızmayı temel amaç edinmiş ve bu uğurda kimliğinden, kişiliğinden, karakterinden taviz vererek içimize sızmış insanları temizlemek gibi çok ağır bir mücadelenin içindeyiz. Bunun için de bahsettiğiniz mağduriyetler olabilir. Bunların kanun yolları da gösterilmiştir."

Ersoy, bu kapsamdaki soruşturmaların uzun sürmesinin en önemli nedeninin idare olarak gösterdikleri hassasiyetten kaynaklandığını, tek bir ifadeye bağlı olarak işlem yapmadıklarını kaydetti.

- Netanyahu benzetmesine tepki


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya yönelik eleştirilere ise Ersoy, şu yanıtı verdi:

"Sayın Süleyman Soylu, bu ve benzeri ithamlarla muhatap olduğu günden bu yana en son Habertürk'e çıktı, iddiaların temelsiz olduğunu açıkladı. Ondan sonra da bir suç örgütü liderinin dile getirdiği konuları ya da onun yamaklarının ifade etmeye çalıştığı konuları hiçbir şekilde cevaplandırmamayı temel bir prensip gördü. Terörle mücadelede çok başarılı bir dönemi birlikte yürüttüğümüz bir bakanla ilgili olarak ülkedeki bebek katillerine, Aybüke öğretmenin, Necmettin öğretmenin katillerine, ormanda odun toplayan masum insanların katillerine tek kelime bile ettiğini duymadığım insanların, Türkiye Cumhuriyetinin İçişleri Bakanını Netanyahu gibi bir bebek katiline benzetmesinden duyduğum üzüntüyü de ifade etmeden buradan çıkarsam vebal altında kalırım."


0 Yorum

YORUM EKLE